Uludağ Alan Başkanlığı

Uludağ

ULUDAĞ HAKKINDA

 

Bursa ili sınırları içerisinde bulunan Uludağ, 2543 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin en eski, en büyük kış ve doğa sporları merkezidir.

1925 yılında Genelkurmay Başkanlığı Coğrafya Komisyonunda görev yapmakta olan Osman Şevki Bey Bursa’ya bir inceleme ziyareti gerçekleştirmiş, ziyareti neticesinde hazırladığı rapora istinaden dağa Uludağ isminin verilmesini teklif etmiştir. Dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak tarafından uygun bulunan teklif üzerine alan, Uludağ adını almıştır.

Uludağ’ın Tarihçesi

Antik Çağ’da “her daim parlayan” anlamına gelen “Olympos” ismiyle anılan dağ, 15. yüzyıla kadar önemli bir Hristiyanlık eğitim ve sağlık merkezi olarak hizmet vermiş ve bu nedenle 1925’e kadar Keşiş Dağı olarak anılmıştır.Yıllar boyu keşişlerin kurduğu manastırlarla bilinir hale gelen Keşiş Dağı ve manastırlarının önemini 17. yüzyılın önemli gezginlerinden Evliya Çelebi de vurgulamıştır. Evliya Çelebi, Keşiş Dağı diye andığı dağ ile ilgili bir efsaneyi ünlü “Seyahatnamesinde paylaşmıştır: “Bu dağa Keşiş Dağı denmesinin sebebi, Ayasofya’daki patrik ve rahiplerin perhiz ile uçarak gelip bu dağda dinlenmeleridir.”

Orhan Gazi döneminde Osmanlı Devleti’nin egemenliği altına giren Bursa’da keşişlerin bir kısmı bu manastırlarda yaşamayı sürdürürken, ayrılanların yerine İslam inancının inzivaya çekilenleri, dervişleri gelmiştir.

Osmanlı döneminde her ne kadar hoşgörülü bir politika izlense de bölgedeki birçok manastır terk edilmiştir. 15. yüzyıla kadar; Uludağ bölgesinde Hristiyan keşişlerin varlık göstermeye devam ettiği bilinmektedir. Bununla beraber, Müslüman halk arasında keşişlerin kerametine ve dağın hikmetine inanıldığından, Uludağ sadece keşişlere değil, yıllar boyu Türkmen ve yörüklere de ev sahipliği yapmış, ticaret kervanlarının da geçiş güzergahında bulunmuştur.

Uludağ’ın Flora ve Faunası

Coğrafyacı Amasyalı Strabon’dan Evliya Çelebiye, Osmanlı döneminde yerli yabancı bölgeyi ziyaret edenlerce kaleme alınmış seyahatname, şehrengiz ya da gezi yazısı niteliğindeki belgelerin hemen hepsinde Uludağ bölgesinin doğal güzellikleri, bitki, hayvan çeşitliliğinden, muazzam orman örtüsünden, karlı tepelerinin görkeminden, yaz dönemindeki bitki örtüsünün ile su varlığının canlılığından ve bereketinden övgüyle bahsedilmiştir.

Uludağ’da gerek dağın kendisine gerekse bölgeye özgü birçok nadir bitki türü bulunmaktadır. Günümüze kadar yapılan çalışmalarda, Uludağ’ın 170’den fazla endemik bitki türüne ve zengin bir faunaya ev sahipliği yaptığı tespit edilmiştir. Endemik ve nadir türler arasında Apollo Kelebeği, Kulaklı Orman Baykuşu, Uludağ Göknarı bulunmaktadır.

Keşiş Dağı’ndan Türkiye’nin En Eski Kayak Merkezine

1933 yılında Türkiye’de Atletizm antrenörü olarak görev yapmakta olan Alexi Abraham isimli bir Alman vatandaşının Uludağ’a yaptığı kısa bir ziyaretten sonra dönemin Bursa Valisine getirdiği bir öneri neticesinde önce Bursa Dağcılık Kulübü kurulmuş, sonrasında 17 odalı bir otel inşa edilmiştir. Ardından, dağcılık kulübünün Uludağ’da yaptırdığı 110 yataklı kayakevi kurulmuştur. Bu ilk otel ve kayakevi inşaatı ile Uludağ, Türkiye genelinde dağ turizmi, ekoturizm ve kayak turizminin ilk adımının atıldığı yer haline gelmiştir.

Bursa denince akla gelen ilk sembollerden biri olan Uludağ, bugün ülkemizin en gözde kış sporları merkezi konumundadır. Eşsiz güzellikleri, flora ve faunasının zenginliği ile 1961 yılında Milli Park ilan edilen Uludağ, kış turizminin yanı sıra yaz aylarında da kampçılık, dağ yürüyüşü ve günübirlik piknik etkinliklerine olanak sağlamasıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Bu özellikleri ile Uludağ dört mevsim turizme hizmet veren bir doğaya ve turizm potansiyeline sahiptir. 

Uludağ, Yeşilçam sinemasında özellikle 1980’li yıllarda romantizm, kaçış ve lüks yaşantının simgesi olarak otuzdan fazla filme de ev sahipliği yapmıştır. Karlı sahneleri, kayak manzaraları, şömine başında bir kış tatili görüntüleriyle bu dönemde çok sayıda klasikleşmiş Yeşilçam filmi Uludağ’da çekilmiştir.

Uludağ’ı sadece bir kış turizmi merkezi olmaktan çıkarıp, yılın her döneminde sürdürülebilir turizm deneyimi sunan küresel bir marka destinasyonuna dönüştürecek çalışmalar devam etmektedir.

 Katılımcı bir yönetim anlayışıyla, tüm paydaşların görüşleri doğrultusunda şekillenen yönetim politikamız, dijitalleşme, akıllı kapasite yönetimi ve yeşil dönüşüm gibi çağdaş yaklaşımları kurumsal iş süreçlerimize entegre etmektedir. Temel amacımız, alandaki turizm faaliyetlerini çeşitlendirirken doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı teknolojik imkânlarla yönetmek ve yerel ekonomiyi kültürel değerlerle bütünleştirerek bölgesel kalkınmaya azami katkıyı sağlamaktır.